nasıl geri dönülür öğret bana Hayal,
bana gidişlerin neden dönülmediğini
evin ve yolların fısıldadığı sırları
anlat, ayrılıkların hangi pusuda yattığını
ve nasıl baktıysan baban giderken,
nasıl gördüysen öyle anlat
anlat hiç gitmeyi düşünmemiş bir
çocuk olarak
‘‘davalının müşterek haneyi haklı bir
sebep olmaksızın terk ettiği…’’
ben bunca yıl Hayal – küçüktün
bilmezsin
yolları cebimde genişleterek girdim
bizim eve
göğünden incinene kadar balkonum,
burada bekledim
burası rutubetli bir günah katı dedim
belki her şeyi yeni baştan
çizebilirdim
kendi kenarlarımdan düşmeseydim
‘‘davalının kusurlu davranışları
nedeniyle şahsi hakları
ağır surette ihlal ettiği…’’
anlat Hayal, elemli kalabalıkları
gördün, mahkeme salonlarını…
hep endişelerden ve sonsuz
iştahımızdan bahsettik
bir yandan büyüyordun, öbür yanında
kavga ve yargıçlar
bu yüzden çiviyi değil, duvarda
bıraktığı boşluğu öğrendin
bir şeylere başlamak ve bitirmekten
ibaretmiş zaman
‘’beni
bunlarla bırakma’’ diye boynuma atladığın o eşik
o çınlayan kapılar, bu kanlı
merdivenler – annem hemen inip sildi
yüzündeki lekeye bin yıl özenle
bakarım, sen bu tarafa bakma Hayal
bana doğru küs, bana doğru sus, bak
her şeyi ezberliyor bu oda
zaten neye yarardı huzurla eskimezse
bir ev
‘‘müşterek çocuğun velayetinin davacıya
verilmesine…’’
‘‘başka yere gidelim abi’’ olur
gidelim Hayal
gidelim şu ormanların loş arasından
bu ev o kadar üst üste ki
ne doktor yarar, ne güneş damlar
bacasından
hem annem de korkmaz artık
bir kavgada akan kanın, böyle hızlı
kurumasından
‘‘davanın kabulüne….’’
Oğulcan Kütük
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder